• Mali ve Finansal Raporlama Paketi
  • Satış ve Pazarlama Stratejileri
  • Fonksiyonel Şirket Yönetimi ve İnsan Kaynakları
  • Üretim ve Hizmet Operasyonları Yönetimi
  • Kâr Arttırma Yöntemleri Tüm Projeler ve Eğitimler
  • Online Destek Projeleri
  • Araştırmacılık herkesin görebildiğini görüp, bunlardan hiç kimsenin düşünemediklerini çıkarmaktır. - Albert S. Gyorgyi
  • Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında, başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir. - Thomas Edison
  • Yalnız işsiz adamlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur. - Sokrates
  • Başarıya ulaşamayanların yüzde doksanı yenilgiye uğramamıştır, sadece pes etmişlerdir. - Paul Mayer
  • Yapılmış küçük işler, planlanmış büyük işlerden çok daha iyidir. - Peter Marshall
  • Hata değil, çözüm bulun. - Henry Ford
  • İşleriniz iyi gidiyorsa eğitim bütçenizi iki katına çıkarın, kötü gidiyorsa dört katına. - Peters
  • Çağımızın bir özelliği de, araçların kusursuzluğu yanında amaçların belirsizliğidir. - Albert Einstein
  • Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir. - Cicero
  • Başarılı bir takımın bir çok eli ama tek bir beyni vardır. - Bill Bethell
  • Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. - Mevlana
  • Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. - Ziya Paşa
MAKALELER

İŞLETMELERDE ÇALIŞMA SERMAYESİ VE BAZI FİNANSAL YÖNETİM UYGULAMALARI

Bu çalışmanın amacı; KOBİ’lerin çalışma sermayesi ve finansal yönetim
 
 
uygulamalarını ortaya koymaktır. Bu çalışmada, Yücel (2001)’in Ege Bölgesi’nin üç ilinde
 
 
kurulu KOBİ’leri araştırmak için geliştirmiş olduğu soru formu, eklemeler yapılarak,
 
 
Ankara ilinde faaliyet gösteren 111 işletmeden oluşan bir örneklem üzerine uygulanmıştır.
 
 
Farklı sonuçların gözlemlendiği araştırma bulgularına göre; KOBİ’lerin yatırım projelerini
 
 
değerlendirirken geri ödeme süresini daha çok kullanmakta, yatırımların finansmanı
 
 
açısından tercihlerinde banka kredileri özkaynakların önüne geçmekte, çalışma sermayesi
 
 
yönetiminde nakit bütçesi ve ödenmeyen borçların izlenmesine önem vermekte oldukları
 
 
saptanmıştır. Ancak leasing ve faktoring gibi yeni tekniklerden yararlanma oranlarının
 
 
düşük olduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak, KOBİ’lerin işe başlarken çoğunlukla
 
 
özsermayelerini kullandıkları ve sözkonusu firmalarca sabit yatırımların finansmanında
 
 
hangi kaynakların ağırlıklı olarak gözönünde bulundurulmakta olduğu belirtilmiştir.
 
 
 
 
 
Giriş
 
 
 
 
 
KOBİ’ler ülke ekonomisi için çok büyük önem taşımaktadırlar. Küçük
 
 
işletmeler, değişen konjonktüre daha kolay adapte olabilmekte ve yenilikleri daha
 
 
kolay hayata geçirebilmektedirler. İşletmeler büyüdükçe bürokrasi ve hiyerarşik
 
 
yapı da büyümekte, bu durum da yenilik ve yaratıcılığa yönelme sürecini
 
 
uzatmaktadır (Fettahoğlu,1992). Bunun yanı sıra, KOBİ’ler daha az yatırımla daha
 
 
çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlamakta, daha düşük yatırım maliyetleriyle
 
 
istihdam imkanı yaratmakta, teknolojik yeniliklere daha yatkın olmakta, bölgeler
 
 
arası dengeli kalkınmayı sağlamakta ve ferdi tasarrufları teşvik etmektedirler.
 
 
KOBİ’leri sınıflandırmak için kullanılan başlıca kriterler; çalışan kişi sayısı,
 
 
öz sermaye, çalışma sermayesi, sabit sermaye, aktifler toplamı, ödenen vergi
 
 
toplamı ve piyasa payıdır. İstihdam edilen işçi sayısı ülkemizdeki işletmeleri
 
 
gruplamak için kullanılan en yaygın ölçüt olup bu doğrultuda; istihdam sayısı 1-9
 
 
kişi olan işletmeler “çok küçük”, 10- 49 kişi olan işletmeler ”küçük” ve 50- 99 kişi
 
 
olanlar ise “orta ölçekli” olarak tanımlanmaktadırlar (DPT, 1989). 05.03.1999
 
 
tarih ve 23630 Sayılı Resmi Gazetede “Küçük ve Orta Boy İşletmelerin
 
 
Yatırımlarında Devlet Yardımları Hakkında Karar” tanımına göre; azami çalışan
 
 
sayısı KOBİ’lerde 250 kişi olarak belirlenmiştir.
 
 
Taşımakta oldukları avantajlar gözönünde bulundurulduğunda, ülke
 
 
ekonomisi için önem arzeden KOBİ’ler gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan
 
 
ülkelerde desteklenmektedirler. Bununla birlikte, KOBİ’lerin finansal yapılarının
 
 
güçlü olması sözkonusu desteklerin başarı sağlayabilmeleri için gerekli bir
 
 
husustur.
 
 
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler , ölçeklerine dayalı olarak finansal açıdan
 
 
büyük ölçekli firmalara göre daha farklı problemlerle karşılaşmaktadırlar.
 
 
Sözkonusu işletmelerin özsermayeleri yetersiz olup bankaların kuvvetli teminat
 
 
talepleri ve bu işletmelerin yetersiz özkaynaklarından dolayı bankalardan kredi
 
 
temin etmekte zorluk çekmektedirler. Ayrıca, bu firmaların cirolarının küçüklüğü
 
 
de düşük kredibiliteye sahip olmalarına yol açmaktadır. Canbaş (1998)’a göre
 
 
KOBİ’ler kredi yoluyla finansman konusunda en çok “teminat gösterememe”
 
 
sorunuyla karşılaşmakta ve kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla
 
 
başvuru yaptıkları kredi kuruluşunun kredi verebilmesi için şart koyduğu ipotek
 
 
veya kefalet koşulunu karşılayamamaktadırlar. Ayrıca, OECD tarafından yapılan
 
 
araştırmalar, KOBİ’lerin kaynak maliyeti ve finansal yetersizlik konularından
 
 
büyük ölçekli firmalara göre daha fazla etkilenmekte olduklarını ortaya
 
 
koymaktadır.
 
 
Akbulut (2000) çalışmasında, KOBİ’lerin Türkiye ekonomisinin
 
 
çoğunluğunu oluşturmalarına rağmen2 toplam kredilerden aldıkları payın %4-5
 
 
civarında olduğunu, yatırımlarının finansmanı için kaynak bulmada mevcut
 
 
finansman yöntemlerinden yararlanamadıkları, uzun vadeli kredi temin
 
 
edemedikleri ve leasing, faktoring ve sermaye piyasası araçlarından neredeyse hiç
 
 
faydalanamadıklarını belirtmişlerdir. Aynı şekilde, Özgen ve Doğan (1997)’a göre
 
 
KOBİ’ler modern finansman tekniklerinden yararlanamamaktadırlar.
 
 
Sarıaslan (1994) ve Karabıyık (1998)’ın çalışmalarında da Türkiye’de
 
 
KOBİ’lerin finansman kaynakları ve sorunları üzerinde durulmaktadır. Bu
 
 
bağlamda, genel olarak enflasyon muhasebesi sistemine henüz geçilmediği için,
 
 
oluşan karlarının defter değerinin piyasa değerini aşması sonucunda vergi
 
 
yüklerinin artması sözkonusu olmaktadır3.
 
 
Atik ve diğ. (2001)’ne göre bunların dışında, KOBİ’lerdeki işletme
 
 
yöneticilerinin finansal yönetim konusundaki bilgi ve deneyimlerinde eksiklikler
 
 
bulunmasından dolayı sözkonusu firmalar sıklıkla, büyük ölçekli firmalardan farklı
 
 
olarak, mali konularda uzman eleman eksikliği duymaktadırlar. Bu durumun en
 
 
önemli sebebi; KOBİ’lerin hemen hepsinde sahip / yöneticilerin teknik kökenli
 
 
olmalarıdır. Ayrıca, finasman ve muhasebe kosunda çok az bilgiye sahip olup bu
 
 
tür bilgileri uzman kişilerden sağlama imkanları sınırlıdır.
 
 
Finansal yönetim uygulamalarının yanı sıra, (Akgüç,1994)’e göre, çalışma
 
 
sermayesi yönetimi finansal yönden hassas durumda olan küçük ölçekli firmalar
 
 
için çok büyük önem arzetmektedir. Çünkü çalışma sermayesi yönetimi, firmanın
 
 
likidite riskini azaltıcı, iş hacmini genişletici, kredibilitesini arttırıcı, üretimin
 
 
devamlılığını, faaliyetlerinin karlı ve verimli bir şekilde yürümesini ve mali yönden
 
 
güvende olmasını sağlayıcı etkilerde bulunmaktadır.
 
 
Bu çalışmada, işletme içi finansal yönetim uygulamalarını ortaya koymak
 
 
amacıyla; yeni finansal tekniklerin kullanım ölçüsü, mevcut kaynaklar ile
 
 
oluşturulan çalışma sermayesinin kullanım şekli, yatırım projelerini değerlendirme
 
 
teknikleri ve çalışma sermayesi yönetim tekniklerini araştırmak için amprik bir
 
 
araştırma yapılmış, KOBİ’lerin finansal sorunlarının ortaya konmasının ötesine
 
 
geçilmeye çalışılmıştır. Yücel (2001)’in çalışmasında da, KOBİ’lerin finansal
 
 
kaynak yaratma aşamasında karşılaşmış oldukları sorunların önem taşıdığı ancak
 
 
2 Çalıpınar (2001)’in çalışmasında, KOBİ’lerin imalat sanayisi içinde faaliyet gösteren
 
 
işletmelerin %99,5 ‘unu aynı sektördeki toplam istihdamın ise %56,3’ünü oluşturduğu
 
 
belirtilmektedir. Müftüoğlu (1998) ise, KOBİ’lerin toplam yatırımlardaki payının %26,5,
 
 
toplam üretimdeki payın ise %37,7 olduğunu göstermektedir.
 
 
3 Akdoğan ve Tenker (1998 )‘e göre parasal varlıklar enflasyondan olumsuz yönde
 
 
etkilenmekte ve satın alma güçlerinde olumlu olmayan etkiler yaratmaktadırlar. Bu
 
 
durumun önlenmesi için, kalemlerden ortaya çıkan satın alma gücü kayıplarının dikkate
 
 
alınması suretiyle sonuç hesaplalarına aktarılarak gerçek kar saptanmalıdır.
 
 
sahip oldukları kaynakların planlı, doğru ve firma amacını gerçekleştirecek
 
 
doğrultuda kullanımının daha büyük bir önem arzettiği ifade edilmektedir.
 
 
 
 
 
Araştırma Örneklemi ve Yöntemi
 
 
KOBİ’lerin finansal yönetim, çalışma sermayesi ve yatırım bütçelemesi
 
 
uygulamalarını ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada örneklemi Ankara ilinde
 
 
olup makina, imalat, bilgi teknolojileri, gıda, hizmet, tıbbi malzeme, inşaat
 
 
malzemeleri, matbaa ve tekstil sektörlerindeki 111 adet küçük ve orta ölçekli
 
 
işletme oluşturmaktadır.
 
 
Araştırma esnasında Yücel (2001)’in çalışmasında Ege Bölgesinin üç ilinde
 
 
(İzmir, Manisa ve Denizli) faaliyet gösteren 137 küçük ve orta ölçekli işletmeye
 
 
aynı amaç ile uygulamış olduğu anket kullanılmıştır. Soru kağıtlarının, işletme
 
 
yöneticileri ile birebir görüşme yapılarak cevaplandırılmaları sağlanmıştır.
 
 
Yücel tarafından geliştirilmiş olan sözkonusu soru kağıdı; yatırım
 
 
değerlendirme teknikleri, yatırımda kullanılan finansman kaynakları, çalışma
 
 
sermayesi yönetiminde kullanılan araçlardan nakit bütçesi, alacak yönetimi,
 
 
faktoring kullanımı, stok yönetimi, bankalar ile ilişkileri, finansal kaldıraç
 
 
düzeyleri ve firma özelliğine ilişkin toplam 18 adet sorudan oluşmaktadır.
 
 
Sözkonusu sorulara, firmaların girişimde bulunma biçimleri ile sabit yatırım
 
 
giderleri ve tahmin edilmesinde hangi kaynakların kullanılmakta olduklarına ilişkin
 
 
sorular da eklenmiştir. Soru kağıdı aracılığı ile toplanan veriler SPSS paket
 
 
programında analiz edilmiştir.
 
 
Örneklemin özelliklerine ilişkin yüzdesel dağılımlar Tablo 1’de
 
 
gösterilmiştir. DPT (1989)’nin istihdam edilen işçi sayısına göre yapmış olduğu
 
 
sınıflandırmadan hareketle, örneklemde bulunan işletmelerin %9,9’unun “çok
 
 
küçük”, %75,7’sinin “küçük”, ,4’ünün ise “orta” ölçekli işletmelerden
 
 
oluştuğu anlaşılmaktadır.
 
 
Anketi oluşturan örneklemin çoğunluğunun faaliyet süresi 6 ila 15 yıl
 
 
arasında bulunmaktadır. Ridinger (1995)’e göre kuruluşu takip eden ilk 5 yılı
 
 
başarılı bir şekilde geçiren işletmeler, izleyen yıllarda piyasaya ve rekabet
 
 
koşullarına kolayca uyum göstermektedirler. 1-5 yıl arasında faaliyet gösteren genç
 
 
işletmeler örneklemin ,8’ini oluştururken, 6 - 10 yıl ile 11 - 15 yıl arasında
 
 
faaliyet gösterenler örneklemin %35,1’ini kapsamaktadır. Firmalardan 16-20 yıl
 
 
arasında faaliyet gösterenler ,6’sını, 20 sene üzerinde faaliyet gösteren firmalar
 
 
ise örneklemin %5,4’ünü oluşturmaktadır
 
 
 
 
 
 Tablo’da makina sektörü içerisinde içerilen endüstri kolları; elektronik ve soğutma olup
 
 
imalat sektörü içerisinde; akü imalat, aleminyum doğrama, ambalaj, cam sanayi, doğrama,
 
 
kağıt, kimya, lastik, mobilya, orman ürünleri, temizlik malzemeleri, yedek parça, makina
 
 
imalat, diş–protez, hizmet sektöründe; güvenlik sistemleri, nakliyat, temizlik, dış
 
 
müteahhitlik, Tıbbi malzemeler sektörü içerisinde; ilaç toptancılığı, medikal malzemeler,
 
 
tıbbi gereçler ve bilgi teknolojileri sektörü içerisinde; ODTÜ- TEKNOKENT bünyesinde
 
 
özellikle yazılım konusunda faaliyet gösteren endüstri kollarını içermektedir.
 
 
Araştırmada yer alan endüstri kolları arasında imalat sektörünün %26,36’lık
 
 
bir oranla en fazla ağırlığa sahip sektör olduğu gözlenmektedir5. İmalat sektörünü
 
 
,5 ile tekstil, .2 ile gıda ve .81 ile bilgi teknolojileri, ,9 ile inşaat
 
 
malzemeleri, %7,2 ile matbaa ve makina takip etmektedir. Araştırmaya katılan
 
 
sektörlerden hizmet sektörü %5,45 ile ve tıbbi malzeme sektörü %2,72 ile
 
 
örneklem grubunun en düşük oranlarını teşkil etmektedirler.
 
 
Hukuki yapıları açısından bakıldığında ise işletmelerin %78,18’ini limited
 
 
şirketlerin, .45’inin anonim şirketlerin ve %6,7’sini ise şahıs şirketlerinin
 
 
oluşturduğu görülmektedir.
 
 
Son olarak, işletmelerin özsermaye tutarları incelendiğinde; özsermaye
 
 
tutarları 1 ila 10 milyar arasında olan firmaların örneklemin %0,93’ünü, 11 ila 25
 
 
milyar arasında olanlar %6,36’sını, 26 ila 50 milyar arasında olanların ,45’ini ,
 
 
51 ila 100 milyar arasında olanlar %31,81’ini ve 100 milyarın üzerinde özsermaye
 
 
tutarına sahip olanların ise %45,45 ile örneklemin çoğunluğunu oluşturdukları
 
 
anlaşılmaktadır.
 
 
 
 
 
Araştırma Bulguları
 
 
Bu bölümde, araştırma örnekleminden temin edilen verilerin sonuçları
 
 
tartışılmaktadır.
 
 
 
 
 
Firma Amacı
 
 
TABLO 2
 
 
Firma Amacı
 
 
 
 
 
Firma Amacı Ortalama Standart Sapma
 
 
Satışları Artırmak 4,59 0,72
 
 
Karlılığı Arttırmak 4,53 0,78
 
 
Hizmet Sağlamak 4,33 1,03
 
 
İstihdam Yaratmak 2,94 1,34
 
 
 
 
 
 
 
 
İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken taşımakta oldukları başlıca amaçların
 
 
ortaya konmasını sağlamak amacı ile sorulan soruların 5’li Likert Ölçeği ile
 
 
yanıtlanmaları istenmiştir (5 = kesinlikle evet, 4 = evet, 3 = olabilir, 2 = hayır, 1=
 
 
kesinlikle hayır). İşletmelerin soru kağıdına verdikleri yanıtlar incelendiğinde,
 
 
firmaların ilk amaç olarak 4,59 ortalama ile “satışları arttırmayı”, ikinci olarak 4,53
 
 
ortalama ile “karlılığı arttırmayı” ifade ettikleri gözlenmiştir. Firmaların üçüncü
 
 
olarak ifade ettikleri amaç ise, 4,33 ortalama ile “hizmet sağlamak” şeklinde ortaya
 
 
5 Keza, www.kobinet.org.tr’ den elde edilen bilgiye göre Türkiye’de imalat sanayindeki
 
 
işletmelerin %99’u KOBİ ölçeğinde bulunmaktadır. 1997 yılı DIE verilerine göre ise imalat
 
 
sanayinde çalışanların %47.1’i küçük ölçekli sanayi işletmelerinde, ’ü ise orta ölçekli
 
 
sanayi işletmelerinde istihdam edilmişlerdir.
 
 
çıkmıştır. Dördüncü ve son amaç olarak da ortalama 2,94 ile “istihdam yaratmak”
 
 
amacından sözedilmiştir.
 
 
 
 
 
KOBİ’lerin Sermaye Temini
 
 
Tablo 3, KOBİ’lerin işe başlarken gerekli olan sermayeyi nasıl temin
 
 
ettiklerini belirtmektedir. Kendi özsermayesi ile işe başlayan girişimciler
 
 
örneklemin %30,63’unu oluştururken bu grubu %27,03 ile ortak alarak girişimde
 
 
bulunan firmalar takip etmektedir. Kredi alarak işe başlayan firmalar örneklemin
 
 
sadece %20,72’sini temsil ederken aile işletmesini devam ettirenlerin oranı ,92 dir.
 
 
KOBİ’lerin ağırlıklı olarak kendi tasarruflarıyla işe başlamakta oldukları görülmüştür.
 
 
 
 
 
 
 
 
Tablo 3
 
 
KOBİ’lerin Girşimde Bulunma Biçimleri
 
 
İş Kurma Şekli N %
 
 
Özsermayesi ile 34 30,63
 
 
Ortak alarak 30 27,03
 
 
Kredi alarak 23 20,72
 
 
Aile işletmesinin devamı 21 18,92
 
 
Diğer 3 2,70
 
 
Toplam 111 100
 
 
 
 
 
Yatırım Değerlendirme Teknikleri
 
 
İşletmeler sınırlı kaynaklarla faaliyet sürdürmekte olup yatırım kaynaklarının
 
 
değerlendirilmesi, sözkonusu sınırlı kaynakların etkili bir şekilde kullanımı
 
 
açısından büyük önem taşımaktadır. Bu gerçekten hareketle firmanın hedefi,
 
 
kaynakları amaca en uygun hizmet edecek yatırımlara tahsis etmektir. Firma,
 
 
yatırım değerlendirme teknikleri ile hedefine en uygun yatırmları seçmekte, bu
 
 
hedefi gerçekleştiremeyen yatırımları ise reddetmektedir.
 
 
İşletmeler; geri ödeme süresi, iskonto edilmiş geri ödeme süresi yöntemi, net
 
 
bugünkü değer ve iç verimlilik yöntemlerinin birini veya birkaçını eşgüdümlü
 
 
olarak kullanmak suretiyle yatırım projelerini değerlendirmektedirler. Çalışmada,
 
 
örneklemi oluşturan işletmelerden bu yöntemlerden hangilerini kullanmakta
 
 
olduklarını belirtmeleri istenmiştir. Soru kağıdında ayrıca, kullanılan diğer
 
 
tekniklerin belirtilmesi veya hiçbir teknik kullanılmadığı seçenekleri de
 
 
eklenmiştir.
 
 
Tablo 4 incelendiğinde, işletmelerin uzun vadeli yatırım kararlarını verirken
 
 
kullandıkları en yaygın yöntemin, %22,52 ile geri ödeme süresi yöntemi olduğu ,
 
 
yine %22,52’sinin ise hiçbir teknik kullanmadıkları saptanmıştır. Tek bir yöntem
 
 
kullanan firmaların bu yöntemlerin bileşimlerini kullanmakta olan firmalara göre
 
 
çoğunlukta olduğu görülen sonuçlara göre, ilk sıradaki yöntemlerden sonra ikinci
 
 
sırayı ile iskonto edilmiş geri ödeme süresi yöntemi, üçüncü sırayı ile net
 
 
bugünkü değer yöntemi , dördüncü sırayı ise ile ile iç verimlilik oranı
 
 
almaktadır. Örneklemi oluşturan firmalardan sadece 14 adeti bu yöntemlerin
 
 
bileşimlerini kullanmaktadır.
 
 
 
 
 
Tablo 4
 
 
Yatırım Projelerini Değerlendirmek İçin Kullanılan Teknikler
 
 
Yatırım Teknikleri N %
 
 
Geri Ödeme Süresi Yöntemi 25 22,52
 
 
İskonto Edilmiş Geri Ödeme Süresi Yöntemi 17 15,32
 
 
Net Bugünkü Değer 14 12,61
 
 
İç Verimlilik Oranı 12 10,81
 
 
Diğer 4 3,60
 
 
Hiçbir Teknik Kullanılmıyor 25 22,52
 
 
G.Ödeme Süresi ve İskon.G.Ö.S. Yöntemi 3 2,70
 
 
G.Ödeme Süresi ve NBD 2 1,80
 
 
G.Ödeme Süresi ve İç Verimlilik Oranı 3 2,70
 
 
İskon.G.Ö.S. ve NBD 3 2,70
 
 
İskon.G.Ö.S. ve Diğer 1 0,90
 
 
NBD ve İç Verimlilik Oranı 1 0,90
 
 
G.Ödeme Süresi, İskon.G.Ö.S., NBD,
 
 
İç Verimlilik Oranı 1 0,90
 
 
Toplam 111 100
 
 
 
 
 
Yücel (2001)’in çalışmasında da ilk sırayı Geri Ödeme Yöntemi almaktadır.
 
 
Ancak, oranı %57 olup, bu çalışmanın örneklemine göre ağırlığı daha fazladır.
 
 
Bunun yanı sıra, Erkan ve Kula (2001)’nın KOBİ’ler için yatırım projelerinin
 
 
hazırlanmasında finansal etüdler konulu, 228 KOBİ üzerinde uygulamış oldukları
 
 
çalışmalarında, işletmelere finansal etüdde kullanılan yöntemler sorulduğunda
 
 
işletmelerin %32’sinin net bugünkü değer yöntemini, %29,8’inin ise geri ödeme
 
 
yöntemini kullandıkları ortaya konmaktadır.
 
 
Yatırım Finansman Yöntemleri
 
 
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin yatırımların finansmanı amacıyla
 
 
kullanmış oldukları finansal kaynaklar; kişisel tasarruflar, ortaklar veya hisse
 
 
senedi ihracı yoluyla temin edilen “öz kaynaklar” ve banka kredileri veya satıcı
 
 
kredileri gibi “yabancı kaynaklar” dır. Firmalar kuruluş aşamalarında, belirli bir
 
 
faiz yükümlülüğü altında bırakmaması özelliğinden ötürü özkaynaklarla finansman
 
 
yolunu tercih etmekte, gelişme dönemlerinde ise yabancı kaynaklara
 
 
başvurmaktadırlar.
 
 
Örneklemin çoğunluğunu kuruluş aşamasını tamamlamış olan firmalar
 
 
oluşturduğu için , Tablo 5’de bulunan sonuçlar, firmaların çoğunluğunun son
 
 
dönemde yatırımlarının finansmanında yabancı kaynakla finansman yöntemlerini
 
 
tercih ettiklerini ve dışsal kaynakların yaratacağı kaldıraç etkisini değerlendirmekte
 
 
olduklarını göstermektedir.
 
 
 
 
 
Tablo 5
 
 
Son Dönemde Yapılan Yatırımların Finansman Yöntemleri
 
 
Finansman Kaynakları N %
 
 
Banka Kredileri 77 32,63
 
 
Sermaye Arttırımı 48 20,34
 
 
Önceki Yıllar Karlarından Dağıtılmayan Karlar 39 16,53
 
 
Ortaklardan Borçlanma 34 14,40
 
 
Leasing 22 9,32
 
 
Faktoring 16 6,78
 
 
Diğer Kaynaklar 0 0
 
 
Toplam 236 100
 
 
Sonuçlara bakıldığında, firmaların % 32,63‘ünün banka kredilerini, ardından
 
 
%20,34’ünün sermaye arttırımı yöntemini, ,53’ünün ise önceki yıllar
 
 
karlarından dağıtılmayan karlar yöntemini kullandıları görülmektedir. Ortaklardan
 
 
borçlanma yöntemini kullanan grubun oranı ,40 olup leasing yöntemini
 
 
kullanan firmalar ise örneklemin %9,32’sini oluşturmaktadır. Firmalar, yatırımların
 
 
finansman yöntemi olarak kullanmakta oldukları diğer kaynakları belirtmezlerken
 
 
faktoring yöntemini kullanan grup ise örneklemin %6,78’ini oluşturmaktadır.
 
 
Faktoring yöntemini tekstil ve ilaç toptancılığı dallarında faaliyet gösteren grup
 
 
kullanmaktadır. Bu grup, satışlarını vadeli olarak gerçekleştirmekte olup
 
 
satışlarından elde ettikleri çek ve senetleri vadesinden önce likidite etmek
 
 
istediklerinde faktoring yöntemini banka kredilerine göre ( Çeklerin veya senetlerin
 
 
teminatı karşılığında banka tarafından kullandırılan nakit kredi) daha uygun
 
 
bulduklarını belirtmişlerdir.
 
 
 
 
 
Çalışma Sermayesi Yönetimi
 
 
İşletmelerin faaaliyetlerini sürdürme aşamasında , genel yönetim, işçi, satış
 
 
ve sabit giderlerinin karşılanması, yeterli stok bulundurulması, ham ve yardımcı
 
 
madde temini gibi konular işletmeler için çalışma sermayesi yönetimi hususunu
 
 
çok önemli bir hale getirmektedir.
 
 
Tablo 6’da firmaların nakit, alacak ve stok yönetiminde kullanmakta
 
 
oldukları yöntemler görülmektedir; çünkü, çalışma sermayesi yönetiminde stok
 
 
kontrolü ve nakit ile alacakların yönetimi çok önem taşımaktadır. Bu soru ile ilgili
 
 
Beşli Likert Ölçeği (1=hiçbir zaman; 5=her zaman ) kullanılmıştır. Firmalar,
 
 
4,09’luk bir ortalama ile nakit bütçesine öncelik vermekte, ikinci olarak da 3,67’lik
 
 
ortalama ile ödenmeyen borçların izlenmesi gözönünde tutulduğu saptanmıştır.
 
 
Firmaların %78.4’ü faktoring firmaları ile kesinlikle çalışmadıklarını
 
 
belirtmişlerdir. Sözkonusu yöntem 1,42‘lik ortalama ile en son sırada yer
 
 
almaktadır.
 
 
 
 
 
Kredi Kaynakları
 
 
Tablo 7’de sunulan sonuçlara göre firmaların %92,7’si ticari bankalardan
 
 
kredi kullanmaktadırlar. Araştırma sonucunda, 111 adet firmanın hepsinin en az bir
 
 
banka ile çalışmakta olduğu ve ortalama olarak 3 adet banka ile çalıştıkları tespit
 
 
edilmiştir.
 
 
Ankara ilinde ihracat yapan firmalar örneklemin sadece %8,1’ini
 
 
oluşturduğu için7 ( Bu yüzdeyi oluşturan grubun hepsinin ihracatının toplam
 
 
satışlarına olan oranı %25’den azdır.) orjinal soru formunda bulunan Eximbank
 
 
seçeneği, “Diğer Yatırım Bankaları” (mevduat toplama faaliyeti göstermeyip
 
 
sadece kredi faaliyetinde bulunan bankalar) seçeneği ile değiştirilmiş olup
 
 
sözkonusu seçeneği kullananların oranı .45 dir.
 
 
 
 
 
Halk Bankası’nın Türkiye’deki KOBİ’lerin finansman bankası olarak
 
 
kurulduğu hususundan hareket edilerek sunulan seçeneğe göre, firmaların %38,2’si
 
 
bu kaynağa başvurmaktadırlar. Ankara ilinde faaliyet gösteren firmalar, Halk
 
 
Bankası Genel Müdürlüğü’nün Ankara’da bulunmasından dolayı bu kredi
 
 
kaynağına yurdun diğer illerine göre daha kolay ve daha hızlı ulaşabilme şansına
 
 
sahiptirler. Örneğin, Yücel (2001)’in Ege Bölgesi’nin üç ili için yapmış olduğu
 
 
aynı çalışmada KOBİ’lerin Halk Bankası’nın kredi kaynaklarından faydalanma
 
 
oranı ,3 olarak tespit edilmiştir.
 
 
 
 
 
Sabit Sermaye Yatırım Giderleri ve Tahmin Edilmesi
 
 
Sarıaslan (2002)’a göre, işletmelerin kuruluş dönemi boyunca maddi ve
 
 
maddi olmayan varlıklara yapmış oldukları harcamalar büyük önem taşımaktadır
 
 
ve proje maliyetlerinin doğru bir şekilde tahmin edilebilmeleri bu harcamaların
 
 
analizlerinin doğruluğu ile doğru orantılıdır. KOBİ’lerin projelerinin uygulama
 
 
planında sabit yatırım harcamalarının tespiti ve tahmin edilmelerinde hangi
 
 
harcama kalemlerini ne oranda gözönünde bulundurmakta oıldukları Tablo 8’de
 
 
belirtilmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
 
Tablo 8
 
 
Sabit Yatırım Harcamaları ve Tahmininde Gözönünde Bulundurulan Kaynaklar
 
 
Temel Harcama Kalemleri N %
 
 
Etüd ve Proje Giderleri 84 75,68
 
 
Lisanslar ve Patentler 57 51,35
 
 
Arsa Değeri 49 44,14
 
 
İnşaat Giderleri 109 98,20
 
 
Temel Makina ve Araç Gereçler 111 100
 
 
İthalat ve Gümrükleme Giderleri 69 62,16
 
 
İşletmeye Alma Giderleri 39 35,13
 
 
Bir yatırım önersinin ilk aşaması önyapılabilirlik çalışması olup bunu fizibilite
 
 
etüdü kararı, teknik ve finansal analiz için gereken ekonomik ve teknik araştırma ve
 
 
incelemeler için yapılan harcamalar takip etmektedir. Bütün bu faaliyetleri içeren Etüd
 
 
ve Proje Giderleri’ni gözönünde bulunduran firmaların sayısı 84 olup örneklemin
 
 
%75,68’ini oluşturmaktadır. Lisanslar ve Patentler ise 57 adet firma tarafından
 
 
 (örneklemin %51,35’ini oluşturmaktadır) dikkate alınmaktadır. Arsa Değeri, arsanın
 
 
satın alınması ile vergi ve harçlar gibi satın almak için yapılacak olan her türlü masrafı
 
 
da içermektedir ve örneklemin %44,14’ünü oluşturan 49 firma tarafından kayde değer
 
 
bulunmaktadır. İnşaat Giderleri içerisine atölye, labratuvar, kazan daireleri, lojman gibi
 
 
yardımcı ve sosyal tesisleriçin yapılan harcamalar dahil olmakta ve tüm firmaların
 
 
%98,20’sini oluşturan 109 adet firma tarafından dikkate alınmaktadır. Temel Makina
 
 
ve Araç Gereçler, üretimle doğrudan ilşkili olan makina ve araç gereçlerin satın alma
 
 
bedellerini kapsar ve örneklemin tümü sözkonusu kaynağı sabit yatırım giderlerinin
 
 
tahmininde gözönünde tutmaktadır. İthalat ve Gümrükleme Giderleri 69 adet firma için
 
 
önem taşımaktadır8 ve sözkonusu grup örneklemin %62,16’sını içermektedir.
 
 
İşletmeye Alma Giderleri, ilk üretime başlamanın doğal sonucu olarak üstlenilen gider
 
 
olup Clifon ve Fyffe (1977) işletmeye alma giderlerinin normal işletme durumundaki
 
 
giderlerden %33-50 oranında daha fazla olduğunu belirtmektedirler. Sözkonusu
 
 
giderleri dikkate alan firmaların sayısı 39 olup örneklemin %35.13’ünü
 
 
oluşturmaktadırlar.
 
 
 
 
 
Borç Oranı
 
 
Son olarak, firmalara optimum bir borç oranının (toplam borçların toplam
 
 
varlıklara olan oranı) hedeflenmiş olup olmadığı sorulduğunda 76 adet firma
 
 
tarafından böyle bir orana sahip olunduğu belirtilmiş ve firmaların hedeflenen
 
 
sözkonusu oranın ortalamasının %20,59 (standart sapması 9,59) olduğu
 
 
saptanmıştır. Halen sahip olunan toplam borç / toplam varlık oranına ilişkin soruyu
 
 
ise 89 adet firma cevaplamış olup sözkonusu oranın firmalarda ortalama olarak
 
 
%23,24 olduğu (standart sapması 11,29) tespit edilmiştir.
 
 
 
 
 
Sonuç
 
 
Bu çalışmada, KOBİ’lerin finansal sorunlarının incelenmesinden ziyade
 
 
finansal kaynakların kullanımı ile ilgili finansal kararlar ve uygulamalarının
 
 
araştırılması amaçlanmış olup Ankara ilinde faaliyet gösteren 111 adet KOBİ
 
 
üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları şu şekilde özetlenebilir.
 
 
Örneklemi oluşturan firmaların öncelikli amacı satışları arttırmak olup,
 
 
sözkonusu amacı karlılığı arttırmak takip etmektedir. KOBİ’ler satışları arttırmaya
 
 
karlılığı arttırmaya göre hemen hemen aynı önemi vermektedir. Bunun yanı sıra,
 
 
hizmet sağlamak ve istihdam sağlamak amaçları son sıralarda yer almaktadırlar.
 
 
KOBİ’lerin girişimde bulunma biçimleri incelendiğinde, ilk sırayı
 
 
özsermaye ile kurulan işletmeler almakta, ortak alınarak sermaye temin edilmesi
 
 
suretiyle kurulan şirketler ikinci sırada yer almaktadır. Sözkonusu yöntemleri,
 
 
sırasıyla kredi alınarak ve aile işletmesinin devamı olarak kurulan şirketler takip
 
 
etmektedir.
 
 
 
 
 
Firmaların finansman konusunda geniş bir bilgiye sahip olmamaları onların
 
 
yatırım kararı alırken kullanılanabilecek yatırım değerlendirme tekniği olarak en
 
 
fazla Geri Ödeme Süresi Yöntemi’ni uygulamalarına yol açmaktadır. Çünkü
 
 
sözkonusu teknik diğer yöntemlere göre daha basit ve detaysız bir analiz
 
 
gerektirmektedir. Aynı sonuç Yücel (2001)’in çalışmasında da sözkonusudur.
 
 
Firmaların yatırımları finanse etme teknikleri incelendiğinde banka
 
 
kredilerinin %32.63’lük oran ile başı çekmekte olduğu görülmektedir. Buna karşın,
 
 
yabancı bir yatırım kaynağı olan leasing ve faktoring yöntemlerinin kullanım
 
 
oranları düşük olup özkaynaklarla yapılan finansman yöntemlerinin gerisinde yer
 
 
almaktadırlar. Ancak, Yücel (2001)’in çalışmasında, Ege Bölgesi’nde faaliyet
 
 
gösteren firmaların yatırımlarının finansmanında özkaynaklara ağırlık vermekte
 
 
oldukları ve banka kredilerinden yararlanma oranlarının düşük olduğu
 
 
görülmektedir.
 
 
 
 
 
Firmaların, çalışma sermayesi yönetiminde nakit bütçesi ve ödenmeyen
 
 
borçların izlenmesine önem verdikleri saptanmıştır. Yücel (2001)’in faaliyet
 
 
konuları içerik olarak Ankara ilinde bulunan firmalarınkinden farklılık gösteren
 
 
Ege Bölgesi’nde yer alan üç ili kapsayan aynı çalışmasında ise firmaların nakit
 
 
yönetimi ve stok kontrolüne önem verdikleri, ödenmeyen borçların izlenmesinin
 
 
ise 4,22 lik bir ortalama ile orta düzeyde bir önem taşımakta olduğu görülmektedir.
 
 
Ancak, her iki çalışmada da alacakların yönetiminde faktoring sistemini kullanan
 
 
firmaların sayısı az olduğu tespit edilmiştir.
 
 
Firmalar, kredi kullanımı açısından Halk Bankası veya diğer Yatırım
 
 
Bankaları’ndan ziyade Ticari Bankalar’ı tercih etmektedirler.
 
 
KOBİ’lerin projelerinin uygulama aşamasında sabit yatırım harcamalarının
 
 
tespiti ve tahmin edilmeleri hususunda firmaların tümü Temel Makina ve Araç
 
 
Gereçlere Yapılan Giderler’i gözönünde bulundurmakta, bu giderleri İnşaat
 
 
Giderleri takip etmektedir. İnşaat ve Gümrükleme Giderleri, Arsa Değeri ve
 
 
İşletmeye Alma Giderleri ise firmaların çoğunluğu tarafından harcama kalemi
 
 
olarak gözönüne alınmamaktadır.
 
 
Ekonomi açısından çok büyük önem taşıyan KOBİ’lerin ülke içerisindeki
 
 
üretim ve istihdam alanlarında paylarının artması için kaynak sağlamanın yanısıra
 
 
var olan kaynakları etkin ve verimli kullanabilmeleri çok önem taşımaktadır. Bu
 
 
doğrultuda, KOBİ’lerin çalışma sermayesi ve finansal yönetim konularındaki bilinç
 
 
düzeylerinin yükseltilmeleri, bilgi eksiklikleri giderilerek teşvik ve kredi
 
 
imkanlarına daha kolay ulaşabilmelerinin ayrıca faktoring ve leasing gibi yeni
 
 
finansman tekniklerini araştırarak kullanabilmelerinin sağlanması gerekmektedir.
 
 
Böylece, KOBİ’ler kısa ve uzun dönemli kaynaklarını en etkin bir şekilde
 
 
kullanabilecek ve çalışma sermayesi yönteminde daha başarılı bir düzeye
 
 
ulaşacaklardır.
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynakça
 
 
Akgüç, Ö. (1994), Finansal Yönetim, Muhasebe Enstitüsü Yayınları, No:63,
 
 
İstanbul
 
 
Akbulut, E. (2000), KOBİ’lerin Sermaye Piyasası’na Katılımı , IMKB Eğitim ve
 
 
Yayın Müdürlüğü , İstanbul
 
 
Algan, N. (1988), “ Küçük ve Orta Ölçekli (KOBİ) Sanayi İşletmelerinde Etkinlik,
 
 
Verimlilik ve Karlılık Açısından Bir Değerlendirme ” , Verimlilik Dergisi.
 
 
Canbaş, S. (1989), “ Küçük ve Orta Sanayi İşletmelerinin Finansal Sorunları ve
 
 
Türkiye’de ve Avrupa’da Küçük ve Orta Sanayi İşletmelerine Sağlanan
 
 
Finansal Destekler”,3.Ulusal İşletmecilik Kongresi, Kapadokya
 
 
Çalıpınar, H. (2001), “Ülkemizde KOBİ’lerin Yatırım Kararlarında Uygulanacak
 
 
Ekonomik ve Mali Yöntemler ile Değerlendirme Tekniklerinin bir Model
 
 
Olarak Önerilmesi ”, 1. Orta Anadolu Kongresi, Nevşehir
 
 
Clifon , D.S. ve D.E. Fyffe (1977) “ Project Feasibility Analysis” John Wiley and
 
 
Sons, Inc., New York
 
 
DPT (1989), Yıllık Raporlar, Ankara
 
 
DIE (Ağustos-1997),“ İmalat Sanayisinde Küçük ve Orta Ölçekli İş Yerleri
 
 
Sorunları: Çözümler, Öneriler ”, DIE Yayınları, No:2032, Ankara
 
 
Erkan, M. ve V., Kula (2001), “KOBİ’ler için Yatırım Projelerinin
 
 
Hazırlanmasında Finansal Etüdler ”, Afyon Kocatepe Üniversitesi İ.İ.B.F.
 
 
Dergisi, Cilt II., Sayı 2
 
 
Fettahoğlu , A. (1993), Riziko Sermayesi Finansı, KOSGEB Yayını , Ankara
 
 
Karabıyık, L. (1998), Gümrük Birliğinin Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkilerinin
 
 
KOBİ’ler Açısından Araştırılması , AB Ofset, Ankara
 
 
Küçükçolak, R.A. (1998), KOBİ’lerin Finansman Sorununun Sermaye Piyasası
 
 
Aracılığıyla Çözümü, IMKB Yayını, İstanbul
 
 
Müftüoğlu, T. (1998), Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Turhan
 
 
Kitabevi, Ankara
 
 
Özgen, H. ve S., Doğan (1997), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Uluslararası
 
 
Pazarlara Açılmada Karşılaştıkları Yönetim Sorunları ve Çözüm Önerileri,
 
 
KOSGEB Yayını, Ankara
 
 
Ridinger, R. (1995), 1. Mediterranean SMSs Conference and Workshops, Metu
 
 
Press, 1995
 
 
C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 1, 2003
 
 
135
 
 
Sarıaslan, H. (1994), Orta ve Küçük Ölçekli İşletmelerin Finansal Sorunları:
 
 
Çözüm İçin Bir Finansal Paket Önerisi, TOBB Yayınları, No:281, Ankara
 
 
Yücel, T. (2001), “Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Çalışma Sermayesi ve
 
 
Finansal Yönetim Uygulamaları”, 1. Orta Anadolu Kongresi, Nevşehir
 
 
www.kobinet.org.tr